Adeta ikinci bir evim gibi gördüğüm ve uzun yıllar büyük bir sevgiyle hizmet ettiğim Kalkandere Vakfı’nın 16. Başkanı olarak seçilmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Doğup büyüdüğüm bu topraklara olan vefa borcumu siz değerli hemşehrilerimizle birlikte çalışarak ödemeye gayret edeceğim. Yolumuzun zorlu ve çetin olduğunu biliyoruz; ancak vakfımızın 30 yılı aşkın kurumsal geçmişi, güçlü kültürü ve dinamik gençleriyle aşamayacağımız hiçbir engelin olmadığına inanıyorum.
Kalkandere Vakfı, kurulduğu günden bu yana eğitim ateşiyle yanmakta ve bugüne kadar sayısız gencimize eğitim desteği sağlamıştır. Bir avuç gönüllünün hayaliyle başlayan bu serüven, bugün tüm Kalkanderelilerin İstanbul’da ve ülkenin dört bir yanında bir araya geldiği bir yuva haline gelmiştir. Bu emaneti daha da ileriye taşıma sorumluluğuyla hareket ediyoruz.
Sevgili kardeşlerim, sizlerden tek bir ricamız var: Bu eğitim ateşini söndürmeyelim ve el birliğiyle daha da harlamaya devam edelim. Ne yazık ki, ülkemizde dağılmış, sahipsiz kalmış ve adeta yok olmaya yüz tutmuş vakıfların sayısı oldukça fazladır. Ancak Kalkandere Vakfı, bizlerin elinde değerli bir emanet ve gelecekte çocuklarımıza bırakacağımız bir mirastır. Bu bilinçle vakfımızı yarınlara taşımak, daha güçlü bir gelecek inşa etmek hepimizin ortak görevidir.
Yeni dönemde özellikle gençlerimize her zamankinden daha fazla önem vereceğimizi ve onların enerjisiyle Kalkandere Vakfı’nı daha ileriye taşıyacağımızı belirtmek isterim. İstanbul’da, Kalkandere’de veya ülkenin herhangi bir yerinde yaşayan gençlerimiz için elimizden gelen tüm imkanları sunmaya kararlıyız. Onların katılımı ve desteğiyle Kalkandere Vakfı, gelecekte de hepimizin gurur duyacağı bir yuva olmaya devam edecektir.
Birlik ve beraberlik içinde nice güzel günlere ulaşmak dileğiyle…